KUR’ÂN’DA EKONOMİK REFAH
[ X ]
Tarih
2022
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Kur’ân-ı Kerîm, birey ve toplumu çok yakından ilgilendiren ve onların üzerinde îtikadi, psikolojik ve sosyolojik açıdan çok ciddi etkisi bulunan ekonomi konusunu ele almış ve bu konuda neler yapılması gerektiğini de açık bir şekilde beyan etmiştir. Konuyla ilgili âyetler tetkik edildiklerinde İslâm dininin, insanların maddi anlamda refah içerisinde yaşamalarını hedeflediği görülecektir. Zira İslâm dini, fakirliğe asla kutsiyet atfetmemiş bilâkis kendisiyle mücadele edilmesi ve çözülmesi gereken bir sorun olarak telakki etmiştir. Ekonomik durum, toplumun birey katmalarının tamamını menfi veyahut müspet anlamda etkilediği, tarihi, sosyolojik ve psikolojik bir vakıadır. Cahiliye Arapları, kız çocuklarını diri diri toprağa gömerken bu cinayeti meşrulaştırmak adına öne sürdükleri argümanlardan biri de, ekonomik manada çekmiş oldukları zorluklardır. Kur’ân, toplumu ilgilendiren her konuya temas edip bunlara çözüm ürettiği gibi bu konuya da değinmiş ve çözüm yollarını da göstermiştir. O, Her şeyden önce insanın maddi anlamda çalışmasını teşvik etmiş ve bu konuda miskinlikten şiddetle uzak durması gerektiğini belirtmiştir. Müslümanlar için mukaddes addedilen Cuma gününün tamamını ibadet veyahut dinlenmeyle geçirilmemesi gerektiğini vurgulamış o günde Cuma namazı eda edildikten sonra müminlerin yeryüzüne dağılıp rızıklarını temin etmeleri için çalışmaları gerektiğini ifade etmiştir. Müslümanlar, için mukaddes gün olan Cuma gününde dahi çalışmayı emretmesi bu dinin çalışmaya ve dolayısıyla insanların ekonomik refaha kavuşması için çaba göstermesinin ne denli önemli olduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Kur’ân, birey ve toplumlarının ekonomik refaha kavuşabilmeleri için maddi anlamda çalışmalarının yanı sıra ahlaki/dinî anlamda da yapmaları gereken başka görevlerinin bulunduğunu belirtmiş ve bu görevlerinin neler olduklarını detaylı bir şekilde beyan etmiştir. Bu ilkelerin bir kısmı şunlardır. “İman ve sâlih amelde bulunmak, sürekli Allah’ı anmak onu unutmamak, takvalı olmak ve tövbe ve istiğfarda bulunmak” Yüce Allah bu ilkelere riayet edenlere manevi mükafatın yanı sıra ekonomik refaha da kavuşturulacaklarını açık bir şekilde vadetmiştir. Aynı şekilde Kur’ân’ın ilk mübelliği ve aynı zamanda ilk müfessiri olan Hz. Peygamber’de söz ve eylemleriyle bu konuda örnek olmuş ve konuyla alakalı çözümler geliştirmiştir. Henüz küçük yaşlarda iken çobanlık ve ticaret yapmıştır. Eli ayağı düzgün olup dilenen ve fakirlikten şikayet eden kimselerin bu tutumlarını eleştirmiş ve onları bu konuda uyararak çalışmalarını ve tembellikten uzak durmaları hususunda tembihlemiştir. Hatta fakirlikten yakınan bazı kimselerin eline balta verip dağa gidip odun kesip satmalarını talep etmesi, veren elin, alan elden daha üstün olduğunu belirtmesi ve fakirlikten Allah’a sığınması vb. sözleri bu konudaki hassasiyetini gözler önüne sermektedir. Bunun yanı sıra fakirliğin, insan üzerinde inanç yönünden menfi etkisinin bulunduğunu belirten birtakım sözler söylemiştir. Hülasa Kur’ân ve Hz. Peygamber, fakirliği mümin için büyük bir sorun olarak görmüş ve bundan kurtulmak için azami gayret göstermeleri hususunda tavsiyelerde bulunmuşlardır. Referansını Kur’ân’dan ve sünnetten alan İslâm dini, ferdin ve toplumun ekonomik refaha kavuşabilmeleri için kendilerinden öncelikli olarak maddi ve manevi anlamda tatbik edilmesi gereken kurallara riayet etmelerini talep etmiştir. Sadece ferdin değil toplumun diğer fertlerinin de iktisadi refaha kavuşabilmeleri için de yardımlaşma müessesesinin devreye sokulması gerektiğini de belirtmiştir. Bunun yanı sıra Müslümanlar arasında maddi olarak durumu kötü olan bireylere yapılacak zekât, sadaka ve infaktan ziyade ayaklarının üstünde durabilmeleri için birbirlerine istihdam olanaklarını sağlamalarının çok daha önemli ve faydalı olduğunu ifade etmiştir. Ancak bedensel, zihinsel nedenlerden dolayı çalışamayan veyahut tüm çalışma ve gayretlere rağmen maddi açıdan refaha kavuşamayanlara toplumun diğer fertlerinin bu kimselere zekât, sadaka vb. yardımlar yapmak suretiyle maddi anlamda kalkınmalarına destek olmak konusunda duyarlı olmaya davet etmiştir. Kur’ân’ın ekonomik alanlarla ilgili öğretileri tatbik edildiği dönemlerde Müslüman toplumun refah içerisinde yaşadığı ve zekâtlarını verecek fakir bulamadıkları için onu başka bölgelere gönderdikleri bir realitedir. Bu makalede Kur’ân perspektifinden ekonomik refaha sahip olabilmek için maddi çalışmanın yanı sıra dini anlamda neler yapılması gerektiği üzerinde durulacaktır.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Kur’ân, Ekonomi, Tefsîr, Ekonomik Refah, İslâm dini
Kaynak
Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
9
Sayı
2