Bir Klonun Günlüğünden: Posthümanizm, Transhümanizm, Distopya ve 'Beni Asla Bırakma'

dc.contributor.authorGözen, Hacer
dc.contributor.authorEdman, Timuçin Buğra
dc.contributor.authorArıkan, Arda
dc.contributor.authorDağ, Ülfet
dc.contributor.authorDülger, Osman
dc.contributor.authorGüdücü, Burcu
dc.date.accessioned2024-12-24T19:17:12Z
dc.date.available2024-12-24T19:17:12Z
dc.date.issued2022
dc.departmentSiirt Üniversitesi
dc.description.abstract2017 Nobel Edebiyat ödülü sahibi Kazuo Ishiguro’nun Beni Asla Bırakma (2005) adlı eseri bir umut romanı olarak değerlendirilebilir. Çoğu okuyucu için de bu, ön plana çıkan bir bakış açısı olacaktır. Ancak bu romana daha farklı bir bakış açısı getirmek de mümkündür. Eğer Beni Asla Bırakma adlı romana bir de bilim kurgu açısından bakacak olursak Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya romanında veya Yvgeny Zamyatin’in Biz adlı eserlerinde olduğu gibi okuyucusunu adeta insanlığın dünya içindeki yerini ve geleceğini sorgulamaya iten hem distopik hem de posthümanist bir eser çıkacaktır karşımıza. Bugün yasalar henüz el vermediği için insan klonlanmaya başlanmamış olsa bile dünyanın birçok saygın üniversitesi bünyesinde hayvanlar üzerinde deneyler yapılarak insan organı ‘üretme’ çalışmaları sürdürülmektedir. Organ nakli konusunda da büyük gelişmeler elde edilmekte ve bu yolla birçok insan uzun yıllar hayatta kalabilmektedir. Öyleyse yakın gelecekte tıpkı üzerinde deney yapılan hayvanlar gibi insanların da laboratuvar ortamında üretilerek organ nakli için kullanılabileceklerini farz etmek, çok da mantık dışı bir yaklaşım olmayacaktır. Japonya’nın Nagazaki kentinde doğan Ishiguro’nun, atom bombasının etkilerini yaşayan bir yazar olarak, insanlığı mükemmel günlerin beklemediğini öngören bir eser kaleme alması şaşırtıcı değildir. Şu hâlde Beni Asla Bırakma adlı roman, birbirini seven iki yüreğin geleceğe dair safiyane mutluluk arzularının dışa vurumu gibi görünse de evrensel insani değerlerin ve ahlakın gelecekteki olası değişimini de okurlarına düşündürterek insanın arzularının ve gücünün sınırlarını sorgulayan bilincin ironik bir şekilde dışa vurumu da olabilir. Bu makale, Nobel ödüllü yazar Ishiguro’nun bu eserinin bir distopya evrenindeki posthümanist izlerini takip etmeye çalışacaktır.
dc.identifier.doi10.32600/huefd.707275
dc.identifier.endpage160
dc.identifier.issn1301-5737
dc.identifier.issn2630-5976
dc.identifier.issue1
dc.identifier.startpage144
dc.identifier.trdizinid1133576
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.32600/huefd.707275
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/tr/yayin/detay/1133576
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.12604/4845
dc.identifier.volume39
dc.indekslendigikaynakTR-Dizin
dc.language.isotr
dc.relation.ispartofHacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanı
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.snmzKA_20241222
dc.subjectDistopya
dc.subjecttranshümanizm
dc.subjectPosthümanizm
dc.subjectposthüman
dc.subjecttranshüman
dc.subjectbilim-kurgu.
dc.titleBir Klonun Günlüğünden: Posthümanizm, Transhümanizm, Distopya ve 'Beni Asla Bırakma'
dc.typeArticle

Dosyalar