Yazar "Şahin, Tekin" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 6 / 6
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe A Serologic Survey of Dirofilariasis, Leishmaniasis, Ehrlichiosis, and Anaplasmosis in Dogs in Siirt Province(2020) Çelik, Burçak Aslan; Çelik, Özgür Yaşar; Şahin, Tekin; İrak, Kıvanç; Bolacalı, Memiş; Biçici, Özlem; Baldaz, VedatCanine vector-borne diseases are caused by a wide range of pathogens transmitted by arthropods.The aim of the present study was to determine the prevalence of Dirofilaria immitis antigen andEhrlichia canis, Leishmania infantum, and Anaplasma phagocytophilum/platys antibodies using aRapid test (Anigen Rapid Caniv-4 Leish, Bionote, South Korea). The study was conducted with atotal of 50 mixed-breed dogs (26 males and 24 females). Anaplasma phagocytophilum/platysantibodies were detected in 5 of the dogs (10%). None of the tested dogs were positive for D.immitis antigen or L. infantum and E.canis antibodies. As a result; it was concluded that protectionand control measures regarding anaplasmosis should be taken.Öğe Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Kliniğine 2017–2019 Yılları Arasında Getirilen Hayvanların Genel Analizi(2020) Keçeci, Hakan; Şahin, Tekin; Öztürk, MerveBu çalışma, Bingöl ve çevresinde halkın bakıp beslediği çiftlik ve pet hayvan hastalıklarının tür,zaman ve sistemlere göre belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu sebeple Bingöl ve çevresindenBingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Kliniğine 2017-2019 yılları arasında toplam1715 evcil hayvan teşhis ve tedavi için getirilmiştir. Tür, zaman ve sistemsel hastalıklar temelalınan araştırmada; 2017 yılında 105 hayvan, 2018'de 567 ve 2019'da da 1043 hayvanın kontrolüyapılmıştır. Yaklaşık üç yıllık süreçte; 830 pet hayvan, 525 büyükbaş, 238 küçükbaş, 120 egzotikhayvan ile 2 adet at bakılmıştır. Hayvanlar en çok ilkbahar, daha az yaz döneminde getirilmiştir.Tespit edilen hastalıkların yerleştiği alana göre yüzdeleri sırasıyla; sindirim sistemi %28.86, bulaşıcıhastalıklar %18.66, solunum sistemi %14.05, deri hastalıkları %8.34, dolaşım sistemi %3.32,vitamin-mineral eksiklikleri %2.80, metabolik hastalıklar %1.81, üriner sistem %0.82 ve genelmuayene %21.34 şeklinde olmuştur. Sonuç olarak; hayvancılığın geçim kaynağı olduğu Bingölilinde en çok kedi-köpek ve egzotik hayvan muayene için getirilirken en fazla sindirim sistemi,enfeksiyöz ve solunum sistemi hastalıklarının olduğu belirlenmiştir.Öğe Investigation of Seroprevalence of Bluetongue Diseases in Sheep in the Province of Siirt(2019) Çelik, Özgür Yaşar; Şahin, TekinBluetongue is a viral infection that is commonly encountered in domestic and wild ruminants and is transmitted by biting midges. Thecause of the disease is within Orbivirus genus of Reoviridae family and has 24 known serotypes. The infection is spread by the flies ofCulicoides species. The aim of this study was to determine the serological presence of the bluetongue infection in sheep raised invarious locations of Siirt province and to obtain information about the spread of the infection in the region as a whole. The study wasconducted between August 2017 and February 2018, and the study consisted of 465 sheep (1-3 years old). 5 mL blood samples weretaken from the jugular veins of the sheep to non-anticoagulant tubes for laboratory analyses. The blood samples were centrifuged at3000 rpm/10 minutes and the serum were transferred to Eppendorf tubes, which were stored at -20 oC until analysis was carried out.Determination of the Bluetongue-specific antibodies in the serum samples was performed using a commercial test kit by ELISA device.The results of the specific-antibody analysis revealed that 340 (73.12%) of 465 sheep were seropositive, while 125 (26.88%) wereseronegative. As a result, the seroprevalence of Bluetongue disease was found to be considerably high in various locations of Siirtprovince. Considering the findings of the study, in addition to the measures like the establishment of quarantine protocols and vectorcontrols, utilization of different diagnostic methods and use of vaccines specific to the virus serotypes are suggested to fight theinfection.Öğe Relationship between some biochemical parameters in healthy and sheep with infectious keratoconjunctivitis(2018) Akgül, Gülşah; Akgül, M. Barış; Demirbilek, Serpil Kahya; İrak, Kıvanç; Çelik, Ö. Yaşar; Şahin, Tekin; Şındak, NihatThe aim of the presented study was to compare sodium (Na), potassium (K), chlorine (Cl), gamma-glutamyl transferase (GGT), alanine aminotransferase (ALT), aspartate aminotransferase (AST), cholesterol (CHOL), triglyceride (TG) values of healthy animals and the Romanov breed sheeps with infectious keratoconjunctivitis and find a correlation if existed. 10 Romanov breed sheep the ages of 1.52 years were selected for this study consisting of 5 healthy sheep and 5 sheep with infectious keratoconjunctivitis in a special dairy farm, in Siirt. Housing, feeding, and management conditions were same for all sheep. When the biochemical values of healthy animals and animals with infectious keratoconjunctivitis were compared, no statistically significant difference was determined. Results of this study can be expressed as no significant difference was determined in sheep having infectious keratoconjunctivitis compared to those in healthy animals.Öğe Retrospective Evaluation of Canine Leishmaniasis in Turkey(2019) Çelik, Burçak Aslan; Çelik, Özgür Yaşar; Şahin, TekinLeishmaniasis is a zoonotic parasitic disease that is found in parts of the tropics, subtropics, andsouthern Europe. Due to its zoonotic nature, it is as a very important problem for both animal andhuman health, and it poses a significant risk for approximately 310 million people in 98 countries.Like many protozoan parasites, Leishmania have a digenetic life cycle involving both a mammalianhost and an insect vector. The disease has at least four main clinical forms, namely the visceral,cutaneous, mucocutaneous, and diffuse cutaneous forms. In Turkey, two forms of the diseasecaused by various Leishmania species can be encountered: the cutaneous leishmaniasis andvisceral leishmaniasis. Domestic dogs in urban and peri-urban areas and wild canids in the ruralareas or nature are the main reservoirs for visceral leishmaniasis. Dogs are important for thespread of the disease as they can both clinically be infected and can act as reservoirs for othermammals, particularly humans. Studies performed in Turkey indicate that the prevalence of thedisease is between 0% and 27.18%. The prevalence of the disease for the Mediterranean, Aegean,Central Anatolia, Black Sea, Eastern Anatolia, Marmara, and Southeastern Anatolia regions havebeen determined as 12.96%, 9.08%, 5.82%, 5.38%, 4.38%, 2.40%, and 0.00%, respectively. Inthis review, the aim was to retrospectively evaluate the prevalence of the canine leishmaniasis inTurkey.Öğe Türkiye’de Yetiştirilen Et Irkı Kültür Sığırlarında Leptin, Ghrelin ve İnsülin Benzeri Büyüme Faktörü -1 (IGF-1) Gen Polimorfizmlerinin Belirlenmesi(2019) Daş, Aydın; Şahin, Tekin; Akbulut, Ömer; Bengü, A. Şükrü; Bozkaya, FarukBu çalışma, Türkiye’de yetiştirilen et ırkı kültür sığırlarında leptin, ghrelin ve insülin benzeri büyüme faktörü -1 (IGF-1) geni polimorfizmlerinin belirlenmesi, polimorfizmler yönünden genotip ve allel sıklıklarının tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın materyalini Şanlıurfa Harranova Besi ve Tarım İşletmesi’nde bulunan ve fenotipik değerlendirmeyle seçilmiş Hereford (n=112), Angus (n=145), Şarole (n=54), 36 Siyah Hereford (n=36), Brahman (n=24) ve Limousin (n=34) ırkı toplam 405 baş erkek hayvan oluşturmuştur. Hayvanların et örneklerinden DNA izole edildikten sonra leptin, ghrelin ve IGF-1 gen polimorfizmleri PCR-RFLP yöntemiyle belirlenmiştir. Sonuç olarak incelenen besi sığırı sürüsünde IGF-1/SnaBI polimorfizmi yönünden BB, AB ve AA genotiplerinin her üçü de gözlemlenmiştir. IGF-1 lokusunda sıklığı en yüksek genotip AB, en düşük genotip ise AA şeklinde bulunmuş olup B allelinin sıklığı (0.600) A alleline göre (0.400) yüksek olduğu gözlenmiştir. Leptin/PstI polimorfizmi yönünden bakıldığında da yine olası üç genotip gözlenmiştir. Bu lokusta sıklığı en yüksek genotip CT, en düşük genotip ise TT olarak bulunmuş, C allelinin sıklığı 0.571 bulunurken T allelinin sıklığı 0.429 olarak tespit edilmiştir. Ghrelin/BfaI polimorfizmi yönünden ise incelenen materyalde AA ve AG genotipleri gözlenirken GG genotipi gözlenmemiştir. Buna bağlı olarak A allelinin sıklığı yüksek bulunurken (0.938), G allel sıklığı ise oldukça düşük (0.062) bulunmuştur. Sonuç olarak incelenen besi sığırı populasyonlarının IGF-1/SnaBI ve Ghrelin/BfaI polimorfizmleri yönünden Hardy-Weinberg dengesinde, Leptin/PstI polimorfizmi yönünden ise dengede olmadığı belirlenmiştir.